Komisyonun Kürtçe engeline tepki: Dil kabul edilmezse barış olmaz 2025-08-29 09:05:16 WAN - Komisyonda dinlenen annelerin Kürtçe konuşmasına izin verilmemesini kabul etmeyeceklerini söyleyen KURDÎGEH Eşbaşkanı Mesut Kertiş, "Dili kabul etmediğin zaman, sen hiçbir barışı kabul etmiyorsun demektir" dedi.  Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis'te kurulan ve çalışmalarını sürdüren Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 20 Ağustos'ta Cumartesi Anneleri ve Barış Annelerini dinledi. Barış Annelerini dinlemek üzere komisyona davet eden Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, Kürtçe konuşan anneleri, Meclis iç tüzüğünü gerekçe göstererek, engelledi. Kürtçe üzerindeki yasakların kaldırılması dahil Kürt sorununun çözme hedefiyle kurulan bir komisyonda, Kürtçeye izin verilmemesi tepkilere neden oldu.    Komisyonun tutumuna tepki gösteren Wan Komeleya Peşbirina Çand û Ziman (KURDÎGEH) Eşbaşkanı Mesut Kertiş, komisyonun sorunları çözmemekte hala ısrar ettiğini vurgulayarak, Kürtçeye izin verilmeyen bir yerde halkların temsiliyetinin olmayacağını söyledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'ya başlayan sürecin kat ettiği aşamalara değinen Kertiş, "Daha sonra Meclis bünyesinde bir komisyonu kuruldu. Maalesef komisyon mevcut sorunları çözmek yerine daha da derinleşmesi yönünde faaliyetler sürdürüyor. Meclis içerisinde Kürtçe konuşulmazsa, Kürt kültürü tanınmazsa, Kürt annelerin Kürtçe konuşmasına ve kendilerini ifade etmelerine izin verilmezse bu, bizi temsil etme noktasında değiller demek oluyor. Kurulan komisyon özel savaş politikalarının hizmetini yapıyor ve özel savaşı yürütüyor. Komisyonun, halk içinde yaratılan umutlara hizmet etmesi lazım. Bir barış oluşturulması gerekiyor ki biz de 'Türkiye halkları, Kürt halkı ve diğer bütün halklar özgürdür' diyebilelim. Dil ve kültür özgür olmadığı sürece ne bir barış ne de bir özgürlükten söz edilemez. Barış öncelikle dille birlikte kabul görür. En büyük araç dildir, dili kabul etmediğin zaman sen hiçbir barışı kabul etmiyorsun demektir" diye konuştu.    ANADİL VE ASİMİLASYON POLİTİKASI    Okulların kısa bir süre sonra açılacağına ve okullarda kendi dilleriyle eğitim göremeyen ve asimilasyon sisteminin içinde milyonlarca Kürt çocuğunun da olduğunu söyleyen Kertiş, "Kürt çocukların kendi anadillerinde eğitim alması lazım. Böylece Kürtçe, eğitim dili ve statü sahibi olabilsin. Bu nasıl olacak? Milli Eğitim Bakanlığı acilen buna bir çözüm bulmalı ve güvenliğini sağlamalı. Kürtçe için kurumların açılması, güvenliğinin sağlanması ve ilerletilmesi gerekiyor. Meclis'te yapılan komisyonun asıl görevlerinden biri de budur. Çünkü bu komisyon halkların temsiliyetini yapıyor. Ama yapılan eylemlere bakınca halk temsiliyetinden ziyade özel savaşın temsiliyetini yapıyor. Komisyonun halkları temsil edebilecek bir konumda olması için öncelikle yapması gereken dil güvenliğini sağlamaktır. Kürdistan coğrafyasında yaşayan halkın yüzde 80-90'ı Kürt bu nedenle eğitimde, okullarda her yerde Kürtçenin önünün açılması ve bir ilerleme sağlanması gerekiyor. Kürtçeyi tanımayanları Kürt halkı da tanımamalı" ifadelerini kullandı.    'BİN YILLIK DEVLET AKLI DEĞİŞMİYOR'   Gelinen aşamada devletin kendisini ve aklını değiştirmediğinin görüldüğünü dile getiren Kertişi, "Bin yıllık devlet aklı hala devam ediyor. Bunların biran önce bırakılması lazım. Belki bu süreç bizlerin son şansıdır. Biz sürekli halkın içindeyiz, halk sürekli bize süreci soruyor. Adım atılmazsa Kürt halkının maalesef umutları da tükenme noktasına gelecektir. Asıl kopuş işte o zaman başlar. Bölünmekten bahsediyorlar ya hani işte bölünmek o zaman olur. Sen bir yandan kardeşim deyip bir yandan da alttan ateşi körüklersen, kirli politikalar yürütürsen bölünme o zaman gerçekleşir. Ama görüyoruz ki yüzyıllardır olduğu gibi duruşlarını değiştirmemekte ısrar ediyorlar" şeklinde konuştu.     'HALK SÜRECİN SAMİMİYETİNİ SORGULAR'   Komisyonun halka güven vermesi gerektiğini belirten KURDÎGEH eğitmenlerinden Şevket Acar, "Maalesef son gerçekleşen annelere Kürtçe konuşma engeli güven beklentisine karşılık vermiyor. Bu komisyonun kurulma amacı sorunlara çözüm yaratmak. Kürtçe dil sorunu da toplumun çok önemli bir sorunudur. Ama halen Kürtçeye yapılan engellenmeler devam ediyor. Bu yüzden Kürt halkı yapılanlara baktığında güvenleri her geçen gün biraz daha zedeleniyor. Eğer gerçekten bu inancı halka vermek istiyorlarsa Kürtçe ve bütün dillerin önünü açmaları, engel olmamaları gerekiyor. Kürt halkı bunu kabul etmiyor. Kürt halkıyla gerçek bir barış yapmak istiyorlarsa öncelik dil olmak üzere Kürtlerin yasal haklarını göz önünde bulundurulup, engel çıkarılmaması gerekiyor. Yapılan yasak ve engeller Kürt halkının aklına 'Asimilasyon devam edecek mi?' sorularını getiriyor. Gerçekten bu süreci ilerletmek ve bir amaca ulaştırmak istiyorlarsa bu yaptıkları politikaları ortadan kaldırmalılar. Bir Kürt annesi anadili olan Kürtçeyi konuşmak istiyor, siz de çözüm komisyonu olarak oradasınız ve annenin Kürtçe konuşmasına izin vermiyorsunuz. Böyle olunca halk da sürecin samimiyetini sorgular" diye belirtti.    'KÜRTLER BARIŞTAN KORKAN TARAFTA DEĞİL'   Barışın tek taraflı olmayacağını gerekli olan iki tarafın adımları olduğunu belirten Acar şöyle devam etti: "Biz Kürtler zaten sürece inanıyoruz ve her yönden kendimize de inanıyoruz. Barış için ciddiyiz. Kürtler barış olsun diye omuzlarına ne zaman sorumluluk düşmüşse yapmıştır. Silah bırakılsın diye çağrı yapıldı, silahlar bırakıldı, bunun devamı da gelecektir. Peki, karşı taraf ne yaptı? Hala tecridi devam ettiriyor. Sayın Abdullah Öcalan bu sürecin baş aktörü ve bu barış sürecini başlatan kişidir. Ama özgür değil ve halen tecrit altında. Zindanlarda binlerce tutsak var. Her an Kürtler üzerinde operasyonlar yapılmaya devam ediyor. Kürtler bu konuda rollerini oynadılar, kendilerine de güveniyorlar ve bu süreci de sonuna kadar savunuyorlar. Ama devlet de hükümet de pratikleri ve yaptıklarıyla Kürt halkını ikna etmeleri gerekiyor. Ama maalesef şimdiye kadar bu gerçekleşmedi. Devletin artık söylemden pratiğe geçmesi gerekiyor."   'ANADİL ENGELİ İNSANLIK SUÇUDUR'   Milyonlarca insanın anadilde eğitimden yoksun kalmasının büyük bir utanç olduğunu söyleyen Acar, şunları söyledi: "Halk kendi anadiliyle eğitim aldığında kim bundan zarar görebilir? Anadilin engellenmesi bir insanlık suçudur. Anadilde eğitim haktır. Diliyle, kültürüyle eğitimini görüp kendini eğitmesi lazım. Gelecek haftalarda okullar açılıyor, ama çocuklar yabancı bir dilde eğitim görecekler. Bunlar asimilasyon politikalarıdır. Her Kürt'ün bu konuda kararlı olması ve kendi hakkı olan anadilde eğitim hakkını devletten istemekte ısrarcı olması lazım. Bu bizim kırmızı çizgimizdir. Bu yüzyılda Kürtçeye yapılan engellenmeler kabul edilemez. Neden Kürtler kendi okullarında kendi dilleriyle eğitim görmesinler?  Kimse bundan zarar görmez. Bunun için Kürtlerin bu soruları kendilerine sorması, isteklerini yüksek sesle hükümetten ve devletten istemeleri gereklidir."   'HALKLARIN TEMEL VARLIĞI DİLDİR'   Dil halkın varlığı olduğunu, dilin ortadan kalması durumunda halkın da varlığının da ortadan kalkacağını söyleyen Acar, bundan dolayı dil önündeki engellerin bir an önce kalkması gerektiğini ifade etti. Kürtlerin varlıklarını sürdürmek için dilleri için her alanda mücadele etmesi ve dillerini kullanması gerektiğini dile getiren Acar, "Olması gereken artık Kürtçenin de bütün diller gibi eğitim dili ve resmi dil olmasıdır" dedi.    MA / Bilal Babat