62 belediyenin ekoloji sınavı

Paylaş:
HABER MERKEZİ - DEM Partili belediyeler 2 yıllık süreçte ekoloji alanında birçok çalışma yürütürken, hedeflenen birçok başlıkta ise adım atılmadı. Birçok belediye ağaç dikimi ve yeşillendirme çalışmasının ötesine geçmedi.  
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki belediyelerin temel anlayışlarından birisi ekoloji. DEM Parti, parti programı ve siyaset anlayışı doğrultusunda halkın rızası olmayan her türlü projeye karşı çıkar. Tarım alanları, meralar, ormanlar, nehir yatakları ve doğal yaşam alanlarının korunmasını öncelik olarak görür.
 
Doğa dostu enerji kaynaklarının artırılmasını savunan DEM Parti endüstriyel politikalara karşı da küçük üreticilerin yanında yer alır. Ayrıca su kaynaklarının özelleştirilmesine karşı çıkar; su ve gıdanın temel hak olduğunu vurguladı.
 
DEM PARTİNİN EKOLOJİ POLİTİKASI
 
Tüm bu politikalar, partinin 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesi açıkladığı seçim bildirgesinde de yer almıştı;
 
* Ucuz, güvenli ve sağlıklı toplu taşıma olanaklarını artıracağız.
 
* Yayalar için sağlıklı ve ekolojik yürüme yollarını arttıracağız.
 
* Kentlerde hafif raylı sistemi yaygınlaştırarak hem trafik sorunlarını hafifleteceğiz hem de toplu taşıma ağını geliştireceğiz.
 
* Eko-kırım suçu niteliğindeki büyük projelere, ekosistem bütünlüğünü bozacak yatırım ve inşaat faaliyetlerine imar ruhsatı vermeyeceğiz.
 
* Orman, mera, yayla ve kışlakları imara koşulsuz kapatacağız.
 
* Kentlerde motorlu araç trafiğine kapalı Ekolojik Bölgeler oluşturacağız.
 
* Yanan ve tahrip edilen orman alanlarını yapılaşmaya açmayacağız.
 
* Gerekli malzeme ve ekipmanların olduğu 'Orman Evleri'ni kuracağız.
 
* Dereleri kirleten ve kurutan sanayi atıklarına karşı mücadele edeceğiz.
 
* Kuraklık Haritaları çıkaracağız.
 
* İklim dostu kentler yaratmak için fosil yakıt kullanımını sıfırlamak üzere harekete geçeceğiz.
 
* İsraf kültürünün yerine tasarruf kültürünün oluşturulması için çeşitli kampanyalar düzenleyeceğiz.
 
TEK SORU VE YANITLAR
 
Dosya haber dizimizin bu bölümünde, söz konusu hedefler üzerinden belediyelerin ekoloji çalışmalarına mercek tutacağız.
 
Bu noktada belediyelere tek soru yönelttik:
 
“Ekolojiye dair hangi çalışmalar yürütüldü? (ağaç dikme, ekolojik bölgeler oluşturma, iklim dostu kentler yarama, tasarruf kampanyaları, yapılaşma, ekolojik imar planı, ormanlık ve yaylalara dair çalışmalar, sanayi atıklarına karşı mücadele, yerli tohum evlerinin açılması, su tüketimi, park gibi yeşil alanları çoğaltma, farkındalık çalışmaları... vb.)
 
12 BELEDİYE: VAR, YOK, EVET!
 
Mêrdîn/Şemrex (Mazıdağı), Riha/Wêranşar (Viranşehir), Qers/Dîgor (Digor), Qers/Bazarcix (Dağpınar), Erzirom/Qereyazî (Karayazı), Mûş/Altınova (Belde), Mûş/Elmakaya (Belde), Erzirom/Qereçoban (Karaçoban) ve Erzirom/Tekman belediyeleri, diğer dosya haberlerimizde olduğu gibi bu konuda da sorularımızı yanıtsız bıraktı.
 
12 belediye söz konusu soruya sadece “evet”, “var” veya “yok” yanıtı vermekle yetindi.
 
Diğer belediyelerin yanıtlarında ortak ekoloji çalışması ise, ağaçlandırma ve yeşil alanların çoğaltılması oldu.
 
26 BELEDİYENİN EKOLOJİ ÇALIŞMASI: AĞAÇ DİKİMİ
 
Sadece ağaç dikimi ya da yeşil alanların çoğaltılması yönünde çalışma yürüttüğünü aktaran belediyeler şunlar oldu:
 
Farqîn (Silvan), Erxenî (Ergani), Karaz (Kocaköy), Pasûr (Kulp), Licê(Lice), Yenişehir, Misirc (Kurtalan), Artuklu, Cizîr, Kerboran (Dargeçit), Dêrik, Gundikê Melê (Balveren), Nisêbîn (Nusaybin), Pirxûs (Ovakışla), Gimgim (Varto), Ebex (Çaldıran), Serav (Saray), Westan (Gevaş), Şax (Çatak), Erdîş (Erciş), Payizava (Gürpınar), Milazgîr (Malazgirt), Curnê Reş (Hilvan), Hewag (Bozova), Pirsûs (Suruç), Bulam (Pınarbaşı).
 
Ağaç dikimi ve yeşil alanlarının çoğaltılması, diğer yanıtların tümünde de yer aldı. Verilen yanıtlar şöyle:
 
Milazgir Belediyesi
 
 
*İçme suyu ve elektrik kullanımında tasarrufa gidilmesi için kampanyalar düzenlenmektedir. GES projesi çalışması belediyemizce çalışma yürütülmektedir.  
 
Amed Büyükşehir Belediyesi
 
* Atık oluşumunun azaltılması ve geri kazanımın arttırılması amacıyla bitkisel atık yağların toplanmasına yönelik çalışma başlatıldı. "Atma Dönüştür" atölyesi düzenleniyor. Agroekoloji İklim Okulu'nda ekolojik sorunlara karşı çözüm konuları ele alınıyor. Tohum Kütüphanesi yerel tohumlar kayıt altına alınıyor. Tüketim kültürüne karşı farkındalık çalışması yürütülüyor. Sulama ihtiyacı düşük bitki türleri tercih edilerek, su tasarrufu sağlanmaktadır.
 
Peyas Belediyesi  
 
* Çiftçiler için hastalık taşımayan kaliteli fidelerin üretimi noktasında çalışma yürütülüyor.
 
Rezan Belediyesi
 
* Sulama ihtiyacı düşük bitki türleri tercih edilerek, su tasarrufu sağlanmaktadır. Çevre ve doğa konulu bilgilendirme faaliyetleri düzenlenmektedir.
 
Bismil Belediyesi
 
* Yeşil alanlarda su tasarrufu sağlayan sulama sistemleri kullanılmaya başlanmıştır.
 
Xana Axpar
 
* Çöp ve atık ayırma çalışmaları gerçekleştiriliyor.
 
Erxenî
 
*Su tasarrufuna dair çalışmalar yürütüldü.
 
Pasûr
 
* HES ve GES'e karşı yapılan basın açıklamalarına katılındı.  
 
Sur
 
*Çevre temizliği için farkındalık çalışması yapıldı. Katı atık toplama ve dönüştürme yapılıyor.
 
Yenişehir
 
*Su tüketiminin azaltılması için çalışma yürütülüyor.
 
Mûş
 
*Geri dönüşüm çalışması yapılıyor.
 
Tetwan
 
*Wan Gölü'nde 50 bin metreküp balçık temizliği yapıldı. Yaz aylarında her hafta Cumartesi günü tüm belediye çalışanlarıyla çöp temizliği yapıldı.
 
Rêya Armûşê
 
*Geri dönüşüm faaliyetleri yürütülüyor.
 
Tuşba
 
*Geri dönüşüm faaliyetleri yürütülüyor. İnci Kefali’nin göç yolu olan derelerde temizlik çalışması yapılıyor.
 
Artemêt
 
 *”İklim Krizi ve Farkındalık" atölyeleri düzenlendi. Atıkların Wan Gölü’ne dökülmesini önlemek amacıyla kapsamlı bilinçlendirme çalışmaları başlatıldı. Şamran Kanalı'nın yeniden aktif sulama hizmetinde kullanılması için gerekli yetki devri DSİ’ye yapıldı.
 
Elbak
 
*Kirletilmiş su kaynaklarının temizlenmesine yönelik çalışmalar var.
 
Bêgirî
 
*Sıfır atık projesi devam ediyor, sulama göletleri oluşturuluyor.
 
Şax
 
*Yaylalara lavabo yapıldı. Park alanları oturma bankları yapıldı ve devasa çöp alanı temizlendi.
 
Serêkaniyê  
 
*Atık çalışması yapılıyor.
 
DEM Parti Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Melis Tantan ile Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, Kürdistan'daki ekolojik tahribat ve yerel yönetimlerin bu konudaki çalışmalarını konuştuk.
 
MELİS TANTAN: COĞRAFYA YARDIM ÇIĞLIĞI ATIYOR
 
Melis Tantan, 1990'lı yıllardan günümüze devrede olan insansızlaştırma politikalarına işaret ederek, "Savaşın kendisi en büyük eko kırımdır. Kürdistan coğrafyasının dört parçası da bunu yaşadı. 2000'lerin başıyla doğa, özel savaşın bir parçası haline geldi" dedi.
 
 
Kürdistan kentlerindeki "kuralsızlığın" farklı bir şekilde işlediğini söyleyen Melis Tantan, "Mesela çeşitli prosedürler vardır. Ne yazık ki Kürdistan topraklarında bu prosedürler işlemiyor bile. Hiçbir izin alınmadan maden ocakları, taş ocakları çalışmaya devam ediyor. Bu coğrafyanın yok olduğuna tanıklık ediyoruz. Hava kirleniyor, toprak yok ediliyor. Dinamitlerle patlatılan ve ormansızlaştırılan dağlardan bahsediyoruz. Yeraltı suları yok oluyor. Kuraklıkla birlikte içme suları yok oluyor. Dolayısıyla Kürdistan coğrafyası bir yardım çığlığı atıyor. 'Bizi buradan kurtarın, bu yok oluştan kurtarın' diye" ifadelerini kullandı.
 
'TOPLUMSAL DÖNÜŞÜME ÖN AYAK OLMAK GEREKİR'
 
Tüm bu ekolojik tahribatlara karşı belediyelerin durduğu noktaya değinen Melis Tantan, "Süreci ikiye ayırmakta fayda var; birincisi kent yaşamı, sağlıklı bir kent, yeşil bir kent. Herkes açısından yaşanabilir bir kent yaşamı. Bir diğeri kentlerin kırsalla olan ilişkisi. Yerel yönetimlerin bu iki alana dair de farklı projeler geliştirmesi gerekiyor" diye kaydetti.
 
Melis Tantan, "Burada kritik ve önemli bir şey var. Biz ekoloji deyince meseleyi hep çevresel bir kirlilikmiş gibi anlıyoruz. Teknik bir meseleymiş gibi düşünüyoruz. Mesela atıkla ilgili bir proje geliştirdiğinizde, atığın doğada olmaması gereken bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Ne kadar çok atık üretirseniz o kadar çok çözüm yaratmak zorunda kalırsınız. Bu da yerel yönetimlerinizde bir ana sorun haline gelir. Dolayısıyla aslında burada toplumsal bir değişime ön ayak olmak gerekir. Tüm şehir halkının günlük yaşamında daha sürdürülebilir şeyler kullanmasıyla ilgili projeler yapılması gerekir. Kirlilik açısından da öyle. Yani çöp atmanın kendisi olmayınca çöp de bir sorun haline gelmez" diye konuştu.
 
Melis Tantan, temiz havadan altyapıya, park ve bahçelerden büyüyen kentlerin imar planlarına kadar birçok açıdan yerel yönetimlere sorumluluk düştüğünü kaydetti. Melis Tantan, söz konusu sorumluluklar nedeniyle hem enerji hem tüketim hem toplumsal yaşamda radikal adımlara ihtiyaç olduğunu söyledi.
 
'2 YIL İYİ DEĞERLENDİRİLEMEDİ'
 
Bu durumun 2 yıl içerisinde yapılamayacağını dile getiren Melis Tantan, 2 yıllık sürecin iyi değerlendirilip değerlendirilmediğine dair de şunları söyledi: "İyi değerlendirildi diyemeyiz. Çünkü en başta şöyle bir durum vardı; kayyum gelecek kaygısı. 'Biz bu projelere başlayabilir miyiz' diye soruyorlardı. Ardından mali sıkıntılar sorunu vardı. Dolayısıyla bu 2 yıl birazcık yavaş başlamamıza neden oldu. Devamında belediyelerimiz bir iş yapmalıyız ihtiyacı duydular. Ağaçlandırma çalışmaları gibi bir takım işler yaptılar. Ancak bunlar ekolojik belediyecilik anlamına gelmiyor. 2 yıllık sürece bakacak olursak; belki bazı çevreci belediyecilik politikalarını uygulamış olabiliriz. Ama ekolojik belediyecilik açısından durumumuz açıkçası iyi değil. İyi olmadığını bizler de biliyoruz ve bunun için adım atmaya çalışıyoruz."
 
2 BELGE HAZIRLANACAK
 
Melis Tantan, Newroz sonrası Wan ve Amed'de birer toplantı yapacaklarını, sonrasında da yol haritası çıkaracaklarını aktardı. Melis Tantan, İklim Politika Belgesi ve Enerji Politi Belgesi'ni duyuracaklarına işaret ederek, "Ama bu belgeler teorik metin halinde kalmamalı. Kağıt altına aldığımız şeylerin gerçek hayatla hayata geçmesi meselesini beraber tartışacağız. Bu yılın Kasım ayı itibariyle sonuçlarla çıkmayı umuyoruz" dedi.
 
İNAN: YEREL YÖNETİMLER KARŞI DİRENÇ OLUŞTURMADI
 
Av. İnan ise, maden projelerine işaret ederek, "Artık insanların evlerini alacak şekilde, çok pervasızca bir şekilde yaygınlaşmış durumda. Bu projelerle ne yok oluyor ne kazanılıyor, tüm bunları şehrin önüne koyması lazım. Dedikleri gibi işsizlik azalıp, ekonomik refah mı oluşuyor, yoksa toplum gitgide daha da yoksullaşıyor mu? Ya da yaşam alanlarının, halk sağlığının, kültürün, geleneğin, kadim üretim geleneklerinin yok olduğu bir sürece mi gidiyoruz? Bunu iyi analiz etmek lazım" diye konuştu.
 
 
İnan, "Dünyada en çok maden çıkarılan yerlerden biri Afrika'dır. En çok kıtlığın olduğu, elektriğe ulaşımın en imkansız olduğu, açlıktan, susuzluktan insanların öldüğü, ekonomik gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu yer de Afrika'dır. Buna benzer birçok örnek verilebilir. 15 yıldır kurşun madeninin işlediği Dicle-Pirejman köyünde insanların yarısından fazlası kanser hastası" diye kaydetti.
 
Ekoloji tahribatın doğanın yanı sıra topluma bir saldırı olduğunu vurgulayan İnan, bu noktada yerel yönetimlere büyük bir sorumluluk düştüğünü söyledi. İnan, "Kürdistan illerinde veya Amed'de yerel yönetimlerin ekolojik tahribata karşı yeterli direnç oluşturduğunu veya karşı bir politika inşa gayretinde olduğunu söylemek imkansız. Maalesef bu aşamadan çok uzaktayız" şeklinde konuştu.
 
KIR-KENT İLİŞKİSİ
 
Birçok maden projesi ya da baraj ve HES yapımında belediyeden görüş alındığını kaydeden İnan, "Birçok izin yüzde yüz bağlayıcı olmasa da belediyeden geçiyor. Bugün Amed'de bir trafik sorunundan bahsediyoruz. Köylerin insansızlaşmadığı, kente göç olmadığı zaman bu durum da çözülmüş olacak. Aynı şekilde soframıza gelen gıda, içtiğimiz su, sağlığımız... her şeyimiz sağlıklı bir kırın oluşmasıyla ilgilidir" diye belirtti.
 
İnan, ÇED süreçlerinde de yerel yönetimlerin bir direnç oluşturabileceğini söyledi. Amed'in 20 yıllık suyunun kaldığı yönündeki açıklamaları hatırlatan İnan, şunları söyledi: "Bu hayati bir probleme işaret. Maden sahası, petrol sahası yüzbinlerce ton temiz suyu kirletiyor. Bir o kadar su tüketiliyor. İkincisi ne yapabiliriz ki Amed'in 20 yıllık su rezervini koruyabiliriz ya da arttırabiliriz. Bu iki soruyu sormazsak bu tespit tek başına hatalıdır. Biz diyoruz ki Amed'in su havzalarına zehirli kimyasalları içeren maden projeleri dadanmış durumda. O yüzden yerel yönetimin şehrin su varlığını koruma noktasında asli sorumlulukları vardır. Yani bu tür projelere karşı kanuni bir direnç oluşturmak."
 
'BİZDEN BAĞIMSIZ DEĞİL'
 
"Bugün ÇED raporlarına dava açan belediyeleri biliyoruz. Kanal İstanbul Projesi'ne dava açıldı" diyen İnan, "Aktif bir mücadele yürütülebilir. Şehrin ve bölgenin buna dair bir yatkınlığı da var. Ekolojiye dair bizim önemli bir perspektifimiz var, duyarlılığımız var. Geriye adım atmak ve bunu harekete geçirmek kalıyor. Son 2 yıllık süreçte buna dair ciddi bir adım, ciddi bir kaygı biz göremedik yerel yönetimlerde. Fakat biz yerel yönetimleri kendimizden bağımsız düşünmüyoruz. Yani yerel yönetim gelip hizmet oluşturup halka dağıtsın! Biz bu açıdan yaklaşmıyoruz" ifadelerini kullandı.
 
Yarın: Ekonomi
 
MA / Azad Altay