Agirîli yurttaşlar: Sürece dair bir arpa boyu yol alınmadı

Paylaş:
AGIRÎ - Halk buluşmasında hükümete tepki gösteren Agirîli yurttaşlar sürecin üzerine iki yıla yakın zaman geçmesine rağmen yol alınmadığını belirtti. DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “Bu iş sadece konuşmakla, meclis koridorlarında 'Yüzyıllık kardeşiz' söylemleriyle olmaz” dedi.
 
Demokratik Bölgeler Partisi'nin (DBP), "Barışın sözünü halkla kuruyoruz" şiarıyla düzenlediği halk buluşmaları kapsamında Bazîd (Doğubayazıt), Giyadîn (Diyadin) ve Avkevîr’de (Taşlıçay) halk buluşması gerçekleştirdi. Halk buluşmasına DBP Eş Genel Başkan’ı Keskin Bayındır’ın yanı sıra demokratik kitle örgüt temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
 
Silahın, devletin pratiklerinin bir sonucu olduğunu belirten Bayındır, “Kürt meselesi uzun zamandır vardır ve Kürtler haklarına kavuşana kadar da devam edecektir. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Kürtler kanunlarda ve anayasada yer almak istiyor; kimse Kürtlerin dilini, haklarını inkâr edemez. Eğer Kürtler ve Türkler arasında kardeşlik ve dostane ilişkiler olacaksa, bunun temeli kanun ve hukuk olmalı. Bu iş sadece konuşmakla, meclis koridorlarında 'Yüzyıllık kardeşiz' söylemleriyle olmaz. Biz kardeşsek kanunlarda da kardeş olmalıyız. Eşit halklarsak yasalarda, anayasada da eşit olmalıyız. Yasada bu meseleyi temel edineceğiz. Nasıl ki bir binayı inşa ederken önceliğimiz onun temeli oluyorsa, bu meselede de temel, Kürtlerin yasada yer almasıdır. Bu yasanın içerisinde Önder Abdullah Öcalan yer etmeli, zindanlardaki bütün özgürlük savaşçıları başı dik bir şekilde zindanlardan çıkmalı. Yine biz istiyoruz ki bütün yoldaşlarımız için açılan davalar derhal düşmeli, sürgündeki bütün arkadaşlarımız başı dik bir şekilde geri gelmeli. Bizim isteklerimiz bunlar ama devletin isteği ve niyeti bu değil. Devlet sadece 'Silah bırakan gelsin,' diyor; biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Kürt halkının iradesinin olmadığı, Önder Abdullah Öcalan’ın ve hareketin iradesinin yansımadığı hiçbir yasayı ve kanunu kabul etmiyoruz" dedi.
 
'BİZİM İSTEĞİMİZ SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN OLMASIDIR'
 
Daha sonra söz alan bir yurttaş, “Bizim isteğimiz barışın olması, savaşın olmamasıdır. Şehit aileleri olarak sonuna kadar hareketin arkasındayız. Ancak siyaset alanında eksiklikler yaşanıyor; siyasetçilerimiz bu süreci halka daha iyi anlatmalılar. Benim şahsen bu sürece inancım yok. Devlet bugüne kadar tek bir adım atmadı. Bu sürece inanmamız için ortada hiçbir neden yok; zindandaki hiçbir arkadaşımız serbest bırakılmadı. Devlet bugüne kadar ne yaptı? Sadece söylem var," dedi.
 
'BANA BARIŞ YOLUNU GÖSTERİP ÖLÜMLE TEHDİT EDİYORSUN'
 
Ardından söz alan başka bir yurttaş ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Barış sürecine rağmen cezaevindeki kardeşlerimiz gardiyanlar tarafından ölümle tehdit ediliyor. 'Bir gün seni burada asarım, gidersin' diyorlar. Bu nasıl bir barış sürecidir? Bana bir yandan barış yolunu gösteriyorsun, diğer yandan beni ölümle tehdit ediyorsun. Siz meclistesiniz; bugüne kadar devlet somut olarak ne yaptı? Siz meclistesiniz, siz söyleyin. Her şey sadece sözde kalıyor. Kürtler de maalesef birbirini tutmuyor; birçok Kürt hâlâ Erdoğan’ın arkasından gidiyor. Eğer Kürtler birbirine kenetlenseydi bizim halimiz böyle olmazdı.”
 
'BİR ARPA BOYU YOL ALINMADI'
 
Toplantıda söz alan bir diğer yurttaş da şunları söyledi: “Kürtler bugüne kadar atılması gereken bütün adımları attı ama devlet bir arpa boyu yol almadı. Bu yüzden sürece dair hiçbir beklentimiz ve inancımız yok. İnsanlarımız zindanlarda öldürülüyor, tehdit ediliyor. Üzerinden iki yıl geçti ama bir adım dahi atılmadı; başta da inancımız yoktu, şu an tamamen tükendi. Sadece sizler gelip bize umut veriyorsunuz; bizim sizlere inancımız var ama siyasi olarak sizler de bu süreçte eksik kalıyorsunuz."
 
'ÖNDERLİĞİMİZE GÜVENİYORUZ’
 
Son olarak söz alan bir yurttaş ise düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: “Bizler bedel ödeyen, çocuğunu veren insanlarız; önderliğimize ve partimize inancımız tam fakat devlete kesinlikle inancımız yok. Biz bugüne kadar sahada asla yenilmedik; savaştık ve her savaşı kazandık ama maalesef masada sürekli kaybettik. Bu sefer önderliğimize güveniyoruz, masada kazanacağına dair inancımızı taşıyoruz ama devlete kesinlikle güvenmiyoruz.”